yenmesinin hikayesi... istediklerim kafamda değil, sadece kalbim var ama bu organ karmaşası, benim bende olan neyim varsa bölüyor. bölük; parça pinçik, kendimi avutamıyorum ayrıyeten de. sesim duyulsa keşke diye içimden geçiremiyorum bile, duyan koşa koşa kaçacak, ben kendimde mecburi hizmetli bir memurum, içim gidecek kaçanla, beni de tutsa götürse; küçük ve laf dinleyen hallerimle; elimden tutarak, yok mümkün değil, 30 a 2 kala çocukluğum bile hükümsüz benim.istedikçe, hayatımı bıçaklıyorum, onun, bunun veya bir 3. kişinin olmak derdi de değil de, kendimin olamamak yoruyor, kendi çapımı bilemeden fütursuzca meydan okuyuşlarım dilime saplanıyor. nesin sen, necisin, kaç kuruşluk simitsin diye külhanbeyi laflarım birikti yüzüme çarpa çarpa, daha da dayaklık; daha da sopalığım, dövsün beni tüm dünya, kan gelsin hatta burnumdan, hiçken, yeniden hiç kala, bu bağı bozuk; çürük canımdan olayım; çünkü sıkıldım Allah'ım... dostsuz, yoldaşsız, tekil ama yine yollardayım, pantomim aşklara yelken, bana yeter, dünyaya armağan olayım, varsın yada varmasın; oldu olacak ben ona gideyim, düşürsün çelme takarak bu tüm; aslında vücuduma ait, ama bende bulunmaması gerek arzuları, yok olmuyorsa-ben de gideyim bu fazlalık dünyamdan, hep beraber güzel bir temizlik yapalım...
haftasonu yollardayım muhtemelen. yalnızlığım sana emanet, hatta hep sende kalsın, ilk tur bedava...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder